İki Dost : Biri Şirin Biri Yusuf

Almanya’dan yeni dönmüştüm
Okul bahçesinde geziyordum
Dalgın, şaşkın ve ürkek
Çevreyi tanımaya çalışıyordum
Her ne kadar yıllardır tanıdığım
Arkadaşlarım olsa da burada

İki kişi bana doğru geliyordu
Biri gamzeli bir dünyâ tatlısı
Biri yakışıklı bir yiğit
Adımı teyitten sonra
Tanışma faslı
Biri Şirin biri Yusuf

Başladık ayaküstü sohbete
Şirin’in Türk Dili ve Edebiyatı
Yusuf’unsa matematik öğretmeni
Olduğunu öğreniyordum arada
Sonrasında uğurladım onları
Yarım bırakarak bu zevkli sohbeti

Sonraki yıllarda sevgili Yusuf’la
Ticâret’te kesişti yollarımız
Başarılıydı, branşına hâkimdi,
İnsan olarak dürüst ve samimi
Ağabey, derdi bana her zaman
Ben de bir kardeş bilmiştim onu

Şirin’le zümrelerde görüşürdük
Yılda birkaç kere
Her zaman gamzeli bir gülüş
Her zaman aydınlık bir yüz
Ama bir türlü öğretememiştim ona
‘Bey’i kullanmadan bana Kutsi demesini

1999’da tâyin istemiştim
Çıktı da hem de Şirin’in okuluna
Yeni vasıflarını öğrendim orada
Derste otoriter bir öğretmen ama
Yine de anne gibi öğrencilerine karşı
Anne ki bebeğini yitirmiş bir anne

3 ay sonra ben yan okula geçtim
Dostluğumuz bitmemişti
Ne Şirin’le ne de Yusuf’la
Yollarda karşılaşıyorduk bâzen
Yine öyle samimi, yine öyle candan
Hâl hatır soruyorduk birbirimize

Sonrasında benim aczimin başlangıcı
‘Anosonlu sıvı’ya müptelâ oluşum
Okula gitmemek için rapor almalarım
Kütüphâneme kapanışlarım
Onları görmediğim gibi
Kendimi bile gör(e)mediğim yıllar

Baktım olmuyor emekli oldum
Hem de kırk yedi yaşında
Ne başka bir dost ne Şirin ne Yusuf
Sâdece ‘anasonlu sıvı’ ve kitaplar
Ve o hâldeyken bile bırakmadığım yazı işleri
Bunlarla geçiriyordum zamanlarımı

Sokakların caddelerin yabancısı olmuştum
Kırıp şişeleri secdelere dönene kadar
Bu arada bir dosttan öğrendim
Şirin ile Yusuf’un başka bir şehre gittiğini
Ne acı! Uğurlayamamıştım onları
Bir ‘vedâ’ bile edememiştim onlara

Yıllar sonra
Bir iletişim ortamında buldum ikisini de
Olgunluk yaşına ermişlerdi
Şirin iki kere evinin annesi olmuştu
Yusuf saz çalmaya başlamıştı
Türküler de sesleniyordu sazla

Yanımdaymışlar gibi hissettim onları
İkinci Şirin kızları ve oğulları Emre Gökberk’le
Sevindim sağlıklı, huzurlu, mutlu oluşlarına
Secdelerimde onlar da oldu
“Rabbim ağızlarını tadını bozmasın”
Duâsıyla ellerimi açıyorum her seferinde

Mustafakemalpaşa, 30 Mayıs 2018, 04: 12

Etiket(ler): , , , .Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

İki Dost : Biri Şirin Biri Yusuf için 1 cevap

  1. Şirin Kurtulmuş diyorki:

    Hocam yaşadığınız zor günlerinizde biz de Mustafakemalpaşa’da idik. Siz bizi uğurlayamadan ayrılışımıza yanmışsınız. Kendi kaçışlarınızda bizi göremediğinize…
    Ben anladım ki herkesin bir sınavı vardı. Biz de kendi sınavımızın yangınındaydık. Biz sizi görebildik mi?
    Hayat…
    Cehennem gibi… desem değil.
    Cennet gibi…. hiç değil.
    Düşünsenize …
    Bir de bu hayatın cenneti, cehennemi var….
    Bu güzel duygular için teşekkür ederim arkadaşım. Yalnız oğlumun adı Emre Gökberk… Tabi çok oldu yollarımız ayrılalı…
    Şairin dediği gibi:
    Gittikçe artıyor yalnızlığımız… Selam ile…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir