‘İtfaiyeler Bile İmam Hatiplilere Veriliyor’

“İtfaiye bile imam hatiplilere veriliyor. Siz neyi tartışıyorsunuz?” cümlesini Yiğit Bulut’un yönettiği Haber Türk TV’nin  geçmişte Basın Kulübü programında,  “Halkımız Eğleniyor” yazısından sonra Radikal gazetesinden kovulan şimdilerde Cumhuriyet gazetesi  yazarlarından Mine Kırıkkanat sarf etti.

Mine Kırıkkanat garip bir insan. Bir kere oturma ve oturum âdabını bilmiyor. 58 yaşında olmasına rağmen münazaraya çıkmış yaramaz çocuklar gibi. “Laf sokmak” için fırsat kolladı sürekli. Özellikle de konuşmacılardan Nazlı Ilıcak söze başladığında. Pek ilgisi yokken de başlıktaki sözü ediverdi.

Şurası bir gerçek ki Cumhuriyet Türkiyesi’nin çoğulcu demokrasiye (1950) geçişinden  beri İmam Hatip Liseleri birilerini (laikleri, tuzu kuruları, solcuları, seçkinci aydınları) sürekli rahatsız etmiştir. Dik bir deyişle, İmam Hatip Liseleri laiklere, tuzu kurulara, solculara, seçkinci aydınlara sürekli “batmıştır.”

Kimdir bunlar peki? Örneklerle açayım:

Laikler: Laikçiler de denebilir bunlara. Laikliğin ne olduğunu bilmezler. Denize bakan lüks dairelerinin yatak odalarında “güzellik uykusu”undayken  (meselâ) Mihrimah Sultan Camii’nin minaresinden okunan  güzelim bir sabah ezanına dahi tahammül edemezler. Genelde gruplar halinde sokağa dökülürler. “Türkiye laiktir, laik kalacak.” en önemli sloganlarından biridir. Sandık hazımsızlıklarından sonra çekinmeden, “askere göz kırpıp” “Ordu göreve!” bile diyebilirler.

Tuzu kurular: Ekonomik durumları ülke ortalamasının çok üstündedir. Belirli şehirlerin dışında yaşadıkları ülkeye yabancıdırlar. Anadolu’yu “taşra” olarak adlandırırlar. Anadolu’dan kendilerinin yaşadığı şehirlere gelenleri  çayçı, kapıcı, temizlikçi, şoför olarak kabul edebilirler ama onları kendileriyle “eşit konum”da görmeyi asla istemezler. “İstikrar senin neyine Vesayet?” (Vesayet temizlik işlerine bakan kadınlardan biri. İstikrar adına AKP’ye oy verdiğini söylediğinde sarf edilmiştir bu söz.) kült sözlerinden biridir.

Solcular: Sosyalizm istiharesine yatarak yıllarca Türkiye’ye sosyalizm geleceğini sanan, Karl Marks’tan tutun Lenin’e kadar birçok basiretsiz ve pratikte çuvallamış ‘hoca”ları olan, Türk Siyasî Tarihi’nin detaylı bilinmesi için soylarının tükenmemesi gereken müzelik bir grup. Şimdiki zamanlarda bir kısmı liberalleşirken bir kısmı “Ernesto Che Guevara, Deniz, Nâzım Hikmet…” gibi sosyalist figürlerle (nostaljik bir düzlemde) solun mirasını yerken, bir kısmı da dünün “özgürlük havarileri” olarak bugün statükoyu (Cumhuriyet gazetesi çevresindekiler meselâ.) savunur konuma düşmüşlerdir.

Seçkinci aydınlar:  İlk bakışta Türkçe konuştukları, Türkçe düşündükleri sanılan, epeyce mürekkep yalamış, ülke gündemine  “el atan”  (güya) okumuşlar grubu. Dantel veznindeki enteller yani. Bâzen gazeteci olarak, bâzen eski bir monşer, bâzen bir üniversitenin öğretim üyesi, bazen eski bir üst bürokrat olarak görebilirsiniz bu grubun elemanlarını. “Sâdece biz biliriz.” “Yüzde 98 ile de gelseler bizim istemediğimiz hiçbir şey olamaz, bu ülkede.” iddiasındadırlar. “Sandık” sonuçlarına ve halkın tercihlerine asla saygı göster(e)mezler. Sandıkların her açılışından sonra hayâl kırıklığına uğrarlar ve “göbeğini kaşıyan adam” “çobanın oyu” gibisinden garip tamlamalar üretirler.

“Fildişi kuleler”de yaşarlar. Tıpkı tuzu kurular gibi Türkiye gerçeklerinden ve dinamiklerinden habersizdirler. Kitâbîdirler. Âmiyane tâbirle söylersem, “bir ton” laf ederler ama incir çekirdeğini dolduracak somut üç cümle çıkmaz söylediklerinden.

Homojenlik

Yukarıda saydığım bu grupları pratikte ‘homojen” kabul etmek de mümkün. Bir X kişi hem laik, hem tuzu kuru, hem solcu, hem seçkinci aydın olabilir meselâ. Yine laik, tuzu kuru, solcu, seçkin aydın grupların tamamı aynı partiye (siz bilirsiniz o ‘tek parti’yi) oy verdiği de olur.

İtfaiyeci İmam Hatipliler

İmam Hatipler Okulları’nın tarihi gelişimini, katsayı değişikliği konularını başka bir yazıma  saklayarak yukarıdaki cümleye geçeyim.

“İtfaiye” burada bir semboldür aslında. Bu kurum belediye olabileceği gibi PTT de olabilirdi. Kadının rahatsızlığı  herhangi bir belediye değildir. Herhangi bir belediyede İmam Hatip çıkışlı birinin istihdam edilmesidir. O kadına  göre bir “İmam Hatipli”  imamlık ve/veya hatiplik dışında bir görevde bulunmamalıdır. Yine o kadına göre bir “İmam Hatipli” görev olarak cami avlusunun dışındaki  kamu alanına girmemelidir. Yine o kadına göre “İmam Hatip” çıkışlı biri, itfaiyeci olmamalıdır. Niye, diye sorsanız mantıklı bir cevabı da yoktur, “Canım o İmam Hatip mezunu.” Ne olmuş İmam Hatipli olmuş da? Hiç. Sanki itfaiyeci olan delikanlı ‘yangına giderken’ “Ya bu yangını söndürmeyelim. Sahibini tanıyorum. Allahsız’ın tekidir. Dünyada görsün nâr-ı cehennemi ki belki hidâyete erer.” mi diyecek?

Son söz:  Hangi lise türünden mezun olursa olsun, herhangi bir kurum ve/veya kuruluşun ilân edilen şartlarını taşıyan herkes o kurum ve/veya kuruluşlara başvurabilmeli, (kazanırsa da) orada görev yapabilmelidir. Gençler kolay yetişmiyor efendiler! Üstelik o gençler dolar karşılığında kayıt kabul eden birtakım okullara (ki yukarıdaki sözün sahibi de o okulların birinden mezundur.) girip, el bebek gül bebek yetiştirilip oradan mezun olmuyorlar.

Etiket(ler): , .Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir